DAÜ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. YILTAN BİTİRİM’DEN YAPAY ZEKA ÜZERİNE DEĞERLENDİRME “Yapay Zekâ Kontrolden Çıkmadan Önce

22 Temmuz 2026
KURUMSAL İLETİŞİM VE MEDYA İLİŞKİLERİ ŞUBESİ’NDEN BİLDİRİLMİŞTİR;
DAÜ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. YILTAN BİTİRİM’DEN YAPAY ZEKA ÜZERİNE DEĞERLENDİRME

“Yapay Zekâ Kontrolden Çıkmadan Önce

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Mühendislik Fakültesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yıltan Bitirim, “Yapay Zekâ Kontrolden Çıkmadan Önce?” başlıklı yazısıyla önemli değerlendirmelerde bulundu. Anthropic’in Fable 5 ve Mythos 5 modellerine ilişkin son gelişmelere odaklanan açıklamasında Prof. Dr. Bitirim, konuya dair şu ifadelere yer verdi:

“Yapay zekâ artık yalnızca günlük işlerimizi kolaylaştıran bir teknoloji değildir. Geldiğimiz noktada yapay zekâ, devletlerin, teknoloji şirketlerinin ve güvenlik kurumlarının yakından takip ettiği stratejik bir güç alanına dönüşmüştür.

Anthropic’in Fable 5 ve Mythos 5 modelleriyle ilgili yaşanan gelişme, yapay zekânın artık ulusal güvenlik politikalarının doğrudan konusu hâline geldiğini gösteren çarpıcı bir örnektir. Fable 5, gelişmiş yetenekleri güvenlik önlemleriyle sınırlandırılarak genel kullanıma sunulmuşken, aynı temel modelin daha az kısıtlamaya sahip Mythos 5 sürümüne yalnızca güvenilir siber güvenlik kuruluşlarının erişmesine izin verilmiştir. Ancak Amazon araştırmacılarının, Fable 5’in güvenlik önlemlerini belirli bir yöntemle aşarak modele bazı yazılım açıklarını tespit ettirebildiği ve bir durumda bu açıklardan nasıl yararlanılabileceğini gösteren kod ürettirebildiği bildirilmiştir. Bunun üzerine ABD hükümeti, 12 Haziran 2026 tarihinde ulusal güvenlik gerekçesiyle yabancı uyruklu kişilerin her iki modele erişiminin durdurulmasını öngören bir ihracat kontrol direktifi yayımlamıştır. Anthropic, kullanıcıların vatandaşlık durumunu gerçek zamanlı olarak doğrulayabilecek bir sisteme sahip olmadığı için Fable 5 ve Mythos 5’e erişimi geçici olarak tüm kullanıcılar için kapatmıştır. Şirket, söz konusu yöntemin kapsamlı bir güvenlik ihlali oluşturmadığını savunsa da yeni güvenlik filtreleri geliştirmiş ve ilgili yöntemin büyük ölçüde engellendiğini açıklamıştır. Yapılan değerlendirmelerin ardından ihracat kısıtlamaları 30 Haziran’da kaldırılmış ve modellere erişim 1 Temmuz 2026 tarihinde yeniden sağlanmıştır.

Bu durum ilk bakışta yalnızca teknik bir açık ya da yazılımsal bir güvenlik sorunu gibi görünse de mesele bundan çok daha geniştir. Çünkü gelişmiş bir yapay zekâ modelinin güvenlik sınırları aşılabiliyorsa, bu model yalnızca zararsız içerikler üreten bir araç olmaktan çıkabilir; siber saldırı yöntemleri, zararlı kod üretimi, dezenformasyon kampanyaları veya kritik sistemlere yönelik manipülasyonlar için kullanılabilecek bir kapasiteye dönüşebilir. Bu nedenle tartışma artık sadece bir modelin ne kadar başarılı olduğu değil, bu gücün kimlerin eline geçeceği, hangi amaçlarla kullanılacağı, hangi kullanıcıların erişimine açık olacağı ve devletlerin bu süreçte ne kadar müdahil olması gerektiği sorularına uzanmaktadır.

Bugüne kadar birçok kişi yapay zekâyı güçlü bir yardımcı olarak görmüştür. Bir öğrenci için ödev desteği, bir yazılımcı için kod yardımcısı, bir şirket için ise bir verimlilik aracı olmuştur. Ancak en gelişmiş modeller artık yalnızca cevap veren sistemler değildir. Kod yazabilmekte, yazılımdaki açıkları bulabilmekte, karmaşık sistemleri analiz edebilmekte ve belirli görevleri kendi başına planlayabilmektedir. Bu yetenekler iyi niyetle kullanıldığında büyük fayda sağlar; ancak kötü niyetli kişilerin elinde aynı yetenekler ciddi risklere dönüşebilir.

Peki, bir yapay zekâ sistemi yalnızca kullanıcıdan gelen komutlara cevap vermekle kalmayıp kendi işleyişini geliştirmeye, kendi kodunu değiştirmeye veya yeni araçlar tasarlamaya başlarsa ne olur? Bugün bu soru bazılarına bilim kurgu gibi gelebilir. Ancak yapay zekâ sistemlerinin yazılım geliştirme, hata giderme ve otomasyon kabiliyeti hızla artarken, bu ihtimali ciddiye almak gerekir.

Kendi kendini programlayabilen bir yapay zekâ, teorik olarak verimliliği inanılmaz ölçüde artırabilir. Hastalık araştırmalarından iklim modellemelerine, siber güvenlikten eğitim teknolojilerine kadar birçok alanda insanlığa katkı sağlayabilir. Ancak aynı kabiliyet kontrolsüz kalırsa, sistemin hangi hedefe göre hareket ettiği, hangi sınırları tanıdığı ve hangi noktada duracağı belirsizleşebilir. İnsan tarafından verilen amaç masum görünse bile, yapay zekâ bu amaca ulaşmak için beklenmeyen yollar seçebilir. Sorun sadece “kötü niyetli yapay zekâ” değildir; sorun, iyi niyetle tasarlanmış ancak yeterince denetlenmeyen bir sistemin öngörülemeyen sonuçlar doğurabilmesidir. Bu nedenle yapay zekâyı kontrol altına alma tartışması teknoloji karşıtlığı olarak görülmemelidir. Tam tersine, bu tartışma teknolojinin güvenli bir biçimde gelişebilmesi için gereklidir. Dolayısıyla mesele yapay zekâyı tamamen durdurmak değil, onu sorumlu, şeffaf ve denetlenebilir biçimde geliştirmektir. Bu noktada devletlere, şirketlere ve bilim dünyasına önemli görevler düşmektedir.

Fable 5 ve Mythos 5 olayı bize şunu göstermektedir: Yapay zekâ çağında en önemli soru artık yalnızca “hangi model daha iyi?” sorusu değildir. Daha önemli soru şudur: “Bu modeller hangi sınırlar içinde, kimin denetiminde ve hangi sorumluluk anlayışıyla kullanılacak?”Yapay zekâ insanlık için büyük bir imkândır. Ancak her büyük imkân gibi büyük bir sorumluluk da taşır. Eğer bu sistemler bir gün kendi kendini geliştirebilen, kendi kodunu değiştirebilen ve kendi çalışma biçimini yeniden tasarlayabilen yapılara dönüşürse, o gün geldiğinde geç kalmış olmamak gerekir. Kurallar, denetimler ve etik sınırlar, teknoloji kontrolden çıktıktan sonra değil, bugünden konuşulmalıdır.”

Paylaş

Önceki Haber

Belgin Peyman, zarafeti, disiplini ve güçlü vizyonuyla 2025 Miss Kuzey Kıbrıs unvanının sahibidir.

Sonraki Haber

64. GELENEKSEL MEHMETÇİK ÜZÜM FESTİVALİ BASIN AÇIKLAMASI

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nineteen − 5 =