Anasayfa   |   Haber Ara   |   Anketler   |   Sitene Ekle   |   RSS Kaynağı  |   Hakkımızda   |   Bize Ulaşın

Arama


Gelişmiş Arama

MISIR ŞURUBU

Bir endüstriyel ürün olarak 1970 li yıllarda hayatımıza giren nişasta bazlı şeker Kalgill gibi firmalar aracılığı ile son yıllarda yaşantımıza nişasta bazlı şeker veya mısır şurubu isimleriyle girmiştir. Çok ucuz olması, aşırı tatlandırma gücü, taşıma ve saklanabilme kolaylığı olması endüstriyel bir ürün olarak yaşamımızda yerini almıştır.

 
Kategori  Kategori : Sağlık
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 3330
Tarih  Tarih : 07 Mart 2011 17:03

 
MISIR ŞURUBU
 
             1980 yılında fazla kilolu ve obezler ABD nin nüfusunun %33 ünü teşkil ederken önerilen tüm  sağlıklı   beslenme piramitlerine rağmen  2000 yılında bu oran ikiye katlanakak %66 ya çıkmıştır. Türk kardiyoloji derneğinin yaptığı çalışmaya göre 1990-2000 yılları arasında Türkiyede de bu oran neredeyse ikiye katlanmıştır (kadınlarda %24-%38.8, erkeklerde %9-%19) olmuştur.

 

Obezitenin nedenleri arasında gerek batı ülkelerinde gerek ülkemizde fast food türü beslenme ve gazlı içecekler önemli rol oynamaktadır.

Bir endüstriyel ürün olarak 1970 li yıllarda hayatımıza giren nişasta bazlı şeker Kalgill gibi firmalar aracılığı ile son yıllarda yaşantımıza nişasta bazlı şeker veya mısır şurubu isimleriyle girmiştir. Çok ucuz olması, aşırı tatlandırma gücü, taşıma ve saklanabilme kolaylığı olması endüstriyel bir  ürün olarak yaşamımızda yerini almıştır.

Mısırdan elde edilen nişasta üç aşamalı prosesten geçirilerek früktozdan zengin (%80-%20) bir şeker haline getirilmektedir. Bu oran normal çay şekerinde %50-%50 dir. Biz bu şekerden memnun değilken, bununla mücadele ederken (üç beyaz: tuz – un – şeker) mısır şurubu şerbetini (Mısır şekeri) görünce buna razı olduk. Adeta kanseri görünce vereme razı olmak gibi oldu. Çin malı bir mısır şurubunun %95 fruktoz ihtiva ettiği, hatta toz şeker görünümünde suruldugğu da biliniyor.

Zenginleştirilmiş früktoz vücudumuzda tabiatta doğal olarak (meyvelerden) aldığımız früktozdan farklı olarak işlem görmektedir. Früktoz insülin salgılatmadığı için leptin ve ghrelin gibi doygunluk hissi yaratan hormonlar salgılanmamakta dolayısıyla insanlar tatlı yemelerine rağmen doygunluk hissi olmadığı için sürekli yeme hissi yaşamaktalar. Glikoz karaciğerde metabolize edilerek tekrar kullanaılmak üzerere adalelerde biriktirilirken frukton karaciğerde metabolize edildikten sonra  direkt olarak trigiliserit ve karın organları etrafında dönüşümsüz yağ olarak depo edilmektedir. Bu dönüşümsüz yağ insülin direnci oluşturmakta kanda sürekli insülin bulunmasına rağmen kullanılamamakta ve mevcut insülin hastanın kan şekerini düşürerek hipoglisemi yaratıp sürekli açlık hissi oluşturmaktadır. Bu da bize doymayan şişmanlar yaratmaktadır.

 

Mısır şurubu ithal edip etmediğimiz konusunda bir bilgim yok fakat Amerika da pancar şekerine göre %2 olan  kota, Avrupa ülkelerinde %1 in altında iken ülkemizde %10 olan kota bakanlar kurulu kararıyla %15e çıkarılmış, her yıl %50 artırabilme maddesi konulmuştur.

Son yıllarda özellikle Habertürk te Sayın Yiğit Bulut tarafından yapılan güçlü yayınlar  kotanın Avrupa ülkeleri gibi %1 e indirilmesi konusunda çalışmaları başlatmıştır.  Sağlık bakanlığının bu konuda özel tedbirler alması beklenmektedir.

 

Mısır şurubu şerbeti sadece pastalarda değil Amerika da ki bir çalışmaya göre binin üzerinde yiyecekte kullanılmaktadır.

 

Obezite ile mücadeleyi kişisel olarak yapmanın mümkün olmadığını görüyoruz. Sağlık bakanlığı sigara ile ilgili verdiği mücadele kadar ciddi bir mücadeleyi mısır şurubu şerbeti için de vermelidir. Kota %1 e düşürülmelidir ve tüm yiyecekler mutlaka bu konuda denetlenmelidir. Şu anda bebek mamasından başlayarak çocukların sabah kahvaltısında yedikleri reçel bal, gün içerisinde yedikleri bisküvi, çikolata, gofret, hamburger ve her türlü hamur tatlıda mısır şurubu şerbeti olması dehşet vericidir. Mısır şurubu kullanan firmalar bunu paketlerinde belirtmeli, hatta kullanmayan firmalar kullanmadıklarını gerek basın yolu ile duyurmalı gerekse ambalajlarında övünerek belirtmeliler. Bugün birçok firma ürünlerinde hiçbir mecburiyet yokken domuz eti veya domuz yağı kullanmadıklarını ürünlerinde kullanmadıklarını ambalajlarında yazmaktadır.

 

Obezite ve kalp damar hastalıkları arasında ilgi kesinlikle ispatlanmıştır. Bu hastalarda sürekli trigliserid yüksek olmakta, insülin direnci sonucunda kanda fazla serbest olarak bulunan insülin bir enflamatuar proses yaratarak damar sertliğini hızlandırmaktadır.

 

Yumurtada olduğu gibi bu konuda tersine yıkılacak bir tabu vardır. Yıllarca yumurtayı yasak etmiş olmamıza rağmen kalp cerrahları ve kardiyologlar olarak yumurtadan özür dileyip gün aşırı bir yumurta dedik. Şeker konusunda yıllardır pancar şekerine bile razı olmayıp, bunun mücadelesini verirken karşımıza çıkan mısır şurubu şerbetiyle 100 misli daha fazla mücadele etmemiz gerekiyor.

 

Mısır şurubu şerbeti toplum sağlığı için çok büyük bir tehlikedir. Bununla mücadelenin bireysel olarak yapılması mümkün değildir.  Bu konuda hekitler olarak devletten beklentimiz çoktur.

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Sağlık

En Çok Okunan Haberler

Dinlerin ve Medeniyetlerin Kesiştiği Kent : MAĞUSA MHA Haber
MHA Haber

Son Dakika Haberleri

© 2011 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi